Anasayfa  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Reklam  |  İletişim  |  Künye  |  Site Haritası
 

Denizin canı yanar mı?

Kemal Murat Güler
25 Ağustos 2012 - 15:42
Yorumlar : 2

Kim bilir ? Dürüstçe söyleyeyim ; hiç düşünmemiştim bugüne kadar...

Fark ettim ki  denizi ben yarım asırlık yaşanmışlığımda dört kenarı tahtadan mütevellit boş bir çerçevenin  içinde  anlamsız bir resim olarak görmüşüm...Deniz sevgim bu çerçevenin içine sıkışmış kalmış... Ve de  onun alt paydalarından biri olan sıfatımı  böbürlenecek bir rütbe olarak ismimin önüne koyup yaşamda ki esas önceliğimi “çıkarlarımın çıkmaz  yolunda”  bakar körlüğüme teslim etmişim...Öyle olmasa bu yaşta sormazdım denizin canı yanar mı diye.. .

 

Yanar mı denizin canı bakalım o zaman …

 

İçinde bulunduğumuz çağa iklim ve enerji çağı diyenler son derece isabetli isim babalığına imza atmış bulunuyorlar.. “Küresel ısınma, atmosfere verilen gazların sera etkisi yaratması sonucu,  atmosfer ve okyanusların ortalama sıcaklıklarında tespit edilen artışa verilen isimdir.  Küresel ısınmaya, atmosferde artan sera gazlarının neden olduğu düşünülmektedir.” Özetin özeti olarak ansiklopedik bilgiler bunu söylüyor..Bilim adamları “ karbondioksit, su buharı, metan gibi bazı gazların, güneşten gelen radyasyonun bir yandan dış uzaya yansımasını önleyerek ve diğer yandan da bu radyasyondaki ısıyı soğurarak yerkürenin fazlaca ısınmasına yol açtığını  ileri sürüyorlar.” Yani atmosferi saran  battaniyenin her sene daha da kalınlaştığını anlatıyorlar..Ben öyle tercüme ediyorum.. Bununla kalsa keşke dedirtecek kadar zalimce yok edilen ormanlar Güney Amerika da, Endonezya da insanoğlunun üstüne asit yağmurları olup yağıyor. Sanayi atıkları nehirlerden denizlere, okyanuslara oluk gibi ölüm kusup binlerce canlı türünü yok ediyor..Buna karşın hızla artan nüfusa paralel dünyanın enerji ihtiyacı da her geçen yıl büyük bir hızla artıyor..Bu da fasit bir daire içinde karbondioksit , metan gibi  gazların sera etkisinin artan bir yoğunlukla yerküreyi daha fazla ısıtmasına yol açıyor..Fosil yakıtı ile çalışan fabrikalar da atmosferi kirlettiği kadar doğaya attıkları kimyasal atıklar ile dünyayı her yıl  daha fazla  kirletmeye devam ediyor..Nüfus ile beraber sayıları hızla çoğalan ulaşım araçları ve bunların tükettiği petrol türevi yakıtlar her birkaç yüz metre de  yola atılan çöp paketi gibi atmosferi kirletmeyi sürdürüyor. Tam bir felaket çıkmazı...

 

Alternatif enerji kaynakları için ARGE çalışmalarına  hatırı sayılır yatırım yapan ülkeler günümüzde maalesef sadece gelişmiş  ülkeler olup dolayısı ile geleceğin belirleyici gücü olmaya da şimdiden hazırlanıyorlar...Biz de bu konuda daha bilinçli ve aktif olmalıyız..Enerji tasarrufu ve yeşil enerji konusunda yapılacak o kadar çok şey var ki..Ama devletin bu konuda öncülüğü olmadan bir yere varılamaz..Maddi, bilimsel ve düşünsel yatırım üçgenin eş güdümlü ele alındığı bir proje geç olmadan hayata geçirilmeli..İddialı olarak söylüyorum bu konu ülkemizin önceliklerinden biri olmalı..Belki de ilki..    

 

Bu can sıkan anlatımlarıma biraz çeşit olsun diye ama tekrar konuya bağlamak üzere dümeni biraz başka yere basıyorum; şarkılarda, türkülerde, şiirlerde, kitaplarda, hikayelerde can ve cananın yakınlığına sığınılıp yapılan müzikler, teşbihler, benzetmeler, direk anlatımlar vardır..Canın canana kurban edildiği bir çok ifadeyi kaleme alırız yazılarımızda, ifade ederiz sözlerimizde....İşte biz denizi, büyük resimde dünyamızı canan olarak görüp canımızın cananı bilsek onun canı yandığı an bunu hemen hissederiz..Ama insanoğlu top yekun  bu yetkinliğe maalesef hala erişemedi..Çöle kuyu kazıp para kazanmanın kolaylığı ve rahatlığı ile eskisi kadar olmasa da ucuz enerji kaynağı bulmanın baş döndürücü hafifliği ve  hovardaca enerji kaynaklarını kullanım alışkanlığı ve de sonuçta  atmosfere salınan gazlar  tüm gezegenin ve son tahlilde insanoğlunun canını yakmaya devam etmektedir..Ama ne gam ki insanoğlu fosil yakıtlardan elde edilen  enerji kaynaklarını sanki yeryüzünde ki son günüymüş gibi büyük bir israf içinde kullanıp dünyayı yani kendi canını yok ettiğini evrensel bilinç düzeyinde hala fark edememektedir...

 

Evet, denizin canı yanar. Bir çocuğun annesine sorduğu soruya yanıt olarak ; deryanın bir yerlerinde  gemi battığında denizin canı yanar ..Tuna, Dinyeper, Dinyester nehirleri Karadeniz e sanayi atıklarını hunharca akıttıkça Karadeniz in canı yanar..Pasifikte birileri nükleer başlıklı atom silahlarını denediklerinde koca Pasifik in canı yanar..Atlantik e gemiler sintinelerini,  kimyasal karışımlı sularını bastıkça Atlantik bu ihanete isyan eder gözleri dolar..Yunuslar, balinalar, foklar katliamlara maruz kaldıkça denizlerin yüzeyi çığlıklara boğulur..Trolun verdiği acıyı anlatsak kim anlar? ..Marmara yıllar öncesinden kaderine teslim olmuş kurtarılmayı bekleyen hasta bir bebek gibidir..Onun canı zaten hep yanar..Sessizce ve sabırla birilerinin merhametini bekler..

 

Adaleti hiçe sayıp dünyanın nimetlerini hakçasına paylaşmayıp üstüne bir de dünyayı hunharca yok eden bizlere  doğa felaketini gün gelecek adaletli bir şekilde yansıtacaktır..Nimeti paylaşmayan felaketi paylaşır..Kimsenin şüphesi olmasın..

 

Bakın Şubat 2007 tarihli BM raporunda  küresel sıcaklık artışının olası etkileri nasıl anlatılmış?

 

+2 derece: Su sıkıntısı başlayacak. Kuzey Amerika'da kum fırtınaları tarımı yok edecek. Deniz seviyeleri yükselecek. Peru'da 10 milyon kişi su sıkıntısı çekecek. Mercan kayalıkları yok olacak. Gezegendeki canlı türlerinin yüzde 30'u yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak.

 

+ 5 derece: Denizler 5 m. Yükselecek. Deniz seviyesi ortalaması 70 metre olacak. Dünyanın yiyecek stokları tükenecek.

 

+ 6 derece: Göçler başlayacak.  Yüz milyonlarca insan uygun iklim koşullarında yaşamak umuduyla göç yollarına düşecek.

 

Tükenebilir  enerji kaynaklarının başında gelen petrolün önümüzde ki yüzyılda oldukça azalacak olmasının dünyada ki jeopolitik dengeleri mutlaka değiştireceği ön görüsüyle ülkemizin alternatif enerji kaynakları konusunda atacağı adımların hem ülkemiz hem de insanlık adına hayati önemi olduğunu belirtip noktayı koyuyorum izninizle..

 

Çevre bilinci , doğa sevgisi insan sevgisi ile eş değerdir..İnsanın canını yakmayan , doğanın da, denizin de canını yakmaz..Özetle ; var olmanın yolu sevgiden geçer..

 

Sevgiler herkese

 

 

YASAL UYARI: Yayınlanan köşe yazısı \ haberin tüm hakları Aktüel Deniz Haber Ajansı'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı \ haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı \ haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.



  Yorumlar
omur sahinoglu - 2012-08-27 11:14:07

selamlar

Modern ekonomi sinirsiz olan insan ihtiyaclarini karsilayabilmek icin sinirli oldugu varsayilan kaynakalrin kullanimi ile daha cok uretme ve daha cok tuketme uzerine kurulmustur. Ancak insanlarin ihtiyaclarinin sinirsizligi toplumsal ve tarihsel olarak degisim gosterir. bir ara lukslerimize ara versek ve sadece ihtiyaclarimizla yasasak belki daha iyi sonuc elde ederiz. Omur sahinoglu

omur sahinoglu - 2012-08-27 11:14:07

selamlar

Modern ekonomi sinirsiz olan insan ihtiyaclarini karsilayabilmek icin sinirli oldugu varsayilan kaynakalrin kullanimi ile daha cok uretme ve daha cok tuketme uzerine kurulmustur. Ancak insanlarin ihtiyaclarinin sinirsizligi toplumsal ve tarihsel olarak degisim gosterir. bir ara lukslerimize ara versek ve sadece ihtiyaclarimizla yasasak belki daha iyi sonuc elde ederiz. Omur sahinoglu



 Köşe Yazıları
 
 Anı Köşesi
 
 Foto Galeri
 
 Video Galeri