Anasayfa  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Reklam  |  İletişim  |  Künye  |  Site Haritası
 

Karınca Çin, Ağustos Böceği ABD

Harun Şişmanyazıcı
13 Ağustos 2011 - 01:13
Yorumlar : 0

Bu soruya cevap verebilmek için kendimize bazı sorular sormak zorundayız.1-Birey olarak son 10 yılda ürettiğimizden daha fazlasını mı yoksa daha azını mı tüketiyor,yada talep ediyoruz?2-Mal ve Hizmet olarak ürettiğimizden daha fazlasını

Bu soruya cevap verebilmek için kendimize bazı sorular sormak zorundayız.

1-Birey olarak son 10 yılda ürettiğimizden daha fazlasını mı yoksa daha azını mı tüketiyor,yada talep ediyoruz?

2-Mal ve Hizmet olarak ürettiğimizden daha fazlasını talep ediyorsak,bu süre içerisinde kendimizi geliştirmek için ne yaptık?kendimize yatırımımız ne ?üretkenliğimizi artırmak için ne yaptık?

3-Dün den bu güne iktisadi refahımız arttı mı,artmadı mı?yaşam koşullarımız iyileşti mi,iyileşmedi mi?iyileşti ise buna bizim katkımız ne kadar olmuştur?yani daha fazlamı ürettik?üretimimizin kalitesi mi arttı?

4-Aile bireylerimiz arasında iş hayatına katılım oranı arttı mı azaldı mı?

5-Ailemiz de Yüksek okul mezunlarının sayısı arttı mı,artmadı mı?artmış ise,bunlar eğitim aldıkları dallarda mı çalışıyorlar,yada iyi bir eğitim mi aldılar?

6-Cebimizde kaç tane kredi kartı var?Kredi kartı borcumuz azalıyor mu,yoksa artıyor mu?

7-Son 3 yılda kaç tane cep telefonunu değiştirip,üst modele geçtik?

8-Maaşı 1000 TL ve altı olan kaç kişinin özel binek arabası var?

Bu soruları artırabilmek mümkün olup,bunlara bazılarımız olumlu,bazılarımız ise olumsuz cevap verecektir.Kısaca ülkemiz de de dünya da da bazıları çalışıyor,üretiyor,emeğin kalitesini ve verimliliğini artırıyor,teknoloji üretiyor,aynı malda farklılık yaratıyor ,aynı malı üretene bu maldan satıyor,yani mutlak ve mukayeseli üstünlüğü hiçe sayarak Endustri İçi Ticaret ile ulaşım avantajı Ya da farklılaşma ile aynı mallar ülkeler arasında alınıp satılıyor.Ticaret serbestleşiyor,Kotalar kalkıyor.Ama bazıları da üretmeden üretenlerin yarattığı değerlere ortak olmak istiyor,bunun için borç alıyor,borç giderek artıyor ve artık döndürülemez Ya da sürdürülemez hale geliyor.Kamu harcamaları ve bütçe açıkları giderek artıyor.Kapitalizmin genel kuralı tüketim sürekli teşvik ediliyor,kötümserlik yerine ,pozitif düşünce hakim oluyor,yerli malı tüketme anlayışı çöpe atılıyor,borçlanma özendiriliyor,geleceğin tüketimi ,borç ile bu güne çekiliyor.Gelecekteki gelirler bu günden kullanılıyor,ama borcun günü geldiğinde üretkenlik ve gelir artırılamadığından,o günün geliri ne borcu nede günlük tüketimi karşılıyor.Finans sektörü bu üretmeden tüketme motorunun enerji kaynağı oluyor.Gerçek piyasa yetmemiş gibi bir de türev piyasalar Paper Marketler oluşturuluyor.Sonunda finans sektörü sürekli su doldurduğu havuz da boğuluyor.Bu sefer Kapitalizmin ağa babaları olan Devletler,batmakta olan finans sektörünü ve bazı başarısız reel sektör firmalarını fonlayarak,onları kurtarmak ve piyasa da iç talebi canlandırmak pahasına riski ve borç yükünü kendi üstlerine alıyor.Böylece kriz bir Devlet krizine dönüyor

2008 krizi sonrası bazı ekonomistler bunu eleştiriyor ve diyorlar ki ''Hani Liberal Ekonomi vardı?''Hani Kapitalizm de devlet eli ile piyasaya müdahale edilemezdi ''Hani Liberal ekonominin kaynağı olan Fizyokratların bırakın yapsınlar,bırakın geçsinler politikası geçerli olacaktı?''Hani Klasik İktisat düşüncesine göre Devlet piyasaya müdahale etmeyecekti.Yada Neo Klasik akımın savunduğu gibi devlet sınırlı ölçüde müdahalede bulunacak ve ücretler ile fiyatların esnek olduğu bir ekonomide tam istihdam kendi kendine sağlanacaktı?Gariban vatandaşın vergileri ile bu zenginleri kurtarmakta ne oluyor?Kapitalizm iflas mı ediyor?

Bazıları diyorlar ki bak gördün mü tamamen kontrolsüz bir liberalizm dünyanın başına neler açıyor,o halde yeni ve modern Keynes ci akımlar uygulanmalı ve toplam talebin ana unsuru yatırım harcamaları olup devlet eli ile yatırımlar canlandırılmalıdır.Faiz ındirmeleri ile tam istihdama ulaşılamaz vb.

Bu cümleden olmak üzere, devletler piyasayı fonlayarak,talebi canlandırmaya çalışmışlar ve bunun için de içeriden ve dışarıdan borçlanarak kamu borçlarını önemli ölçüde artırmışlardır.Yani 2008 Sonbaharında Mortagage Kredilerinin ikinci ve 3 kağıtlarında başlayan ve zayıf Finans ve Kredi kurumlarını vuran kriz sonrası,Devlet eli ile piyasaya sürülen fonlar ile bazı şirketler kurtarılmış,bazıları batmış ,ve 2009 yılı içinde her çeyrekte krizin etkisi giderek azalmış ve 2010 dan itibaren ekonomide yeni bir takeoff 'görülmüştür.

Şimdi gelişmiş ülkeler yani Ağustos böcekleri finansal yükü sırtlayıp bunu yaparken Doğu Asya nın karıncaları sürekli çalışmışlar,üretmişler ,tüketim malları ve ara malları ihraç etmişler,bunun için Australya dan ,Endonezya dan kömür ,Brezilya dan demir cevheri ,Körfezden petrol ithal etmişler,kendi iç tüketimleri için Australya ve Amerika dan tahıl ithal etmişler,Almanya'nın sanayi ürünü ihracı bu ülkelere olmuş ,böylece bu ülkeler özellikle Çin ,Hindistan,Köre,ve büyümesi sınırlı olsa ve durgunluk geçirse de Japonya.(2010 %3)2008 krizinin etkisini azaltmışlardır. Bu oluşumlar 2009 son çeyreği ve 2010 da deniz ticaret piyasasında da genişleme yaratmıştır.

Bu ülkelerin , Çin ve Hindistan vb büyüme hızları %9-10.4 lere çıkmıştır.(IMF)Ancak Ağustos böcekleri işin talep yönü ile uğraştıklarından büyük bütçe açıkları,dış ticaret açıkları vermişler ve Kamu borçları giderek artmış ve bunun GSYIH la oranı ABD de %100 Japonya da %228,İtalya %120,Yunanistan %143,Almanya %83,Portekiz %93,Belçika %96.8,İrlanda %96.2,İngiltere %80,Fransa %81.7. olmuştur.Estonya ve Luxemburg 'un ise oldukça düşüktür.USA nın kamu borcu 14.3 Trılyon usd olup bunun1.1 Trilyon u Çin'e 912 Milyar ı Japonya ya ,153 Milyar ı Tayvan'a,122 Milyar ı Hong -Kong a ,115 Milyarı Rusya ya ve daha küçük oranlarda Singapur,Hindistan ve Tayland a aittir.

Özetle Çin başta olmak üzere Doğu Asya'nın karıncaları ve ham madde ve tarımsal ürün ihraçları ve sanayi üretimi artışları ile büyümelerini %5-6 düzeyinde tutan Latin Amerika nın ve CIS Ülkelerinin yükselişte olan karıncaları Ağustos böceklerini fonlamış onlar da iç talebi artırmak için kendi piyasalarını fonlamışlardır.Böylece 2008 krizi, 2009 son çeyreği ve 2010 da bir rahatlama elde etmiştir.Ancak 2011 Ağustos ayında Ağustos böceklerinin yüksek kamu borçları ve bütçe açıkları,ve krizi iyi yönetememeleri, çabuk karar alamamaları nedeni ile sesleri kısılmıştır.Ağustos böcekleri birbirlerine destek olurken Karınca Çin ya ben iki yıl boyunca ürettim sen saz çaldın benim verdiğim borçla yaşadın bu kadarda olmaz ki demeye başlamıştır.

Bu olayı daha iyi anlamak ve Türkiye'nin de içinde bulunduğu durumu daha iyi tahlil etmek için başka bir örnek verelim.

Şimdi biz hepimiz sabah evden çıktığımız andan itibaren bazılarımız mal ve hizmet üretiyoruz,bazılarımız işsiz evde oturuyor,bazılarımız emekli parkta oturuyor,bazı emekliler,geçerli bir meslek sahibi değil ve sermayeleri sınırlı,sadece sermayelerine dayalı küçük iş yeri açıp batırıyor,bazıları emekli olsa da çalışıyor,kırsal kesimde kadınlar tarlada çalışıyor erkekler kahvede,oturuyor,büyük şehirlerde kadınlar iş hayatına giderek daha fazla katılıyor,ama çoğu ev hanımı,nüfusun çoğu genç bunlar okullarda bazıları iyi eğitim görüyor,bazıları sadece diploma alma peşinde ve çoklukla iyi bir eğitim almadıklarından ve kualifikasyonları iyi olmadığından aldıkları eğitimin dışında çalışıyorlar ve verimlilikleri düşük.Genç nüfus da ki işsizlik oranı %17.9.Bu arada devlet de Jandarma devlet olarak içte ve dışarıda güvenliği sağlıyor,Sosyal devlet olarak, Eğitim,Ulaşım,Sağlık vb gibi hizmetleri yapıyor,kültürel hizmetleri veriyor,ve özelleşmedeki artış ile giderek azalan şekilde iktisadı hayatta İktisadi Devlet olarak yer alıyor.

Tüm bu üretilen mal ve hizmetler akşam Devlet Masasında toplanıyor.Şimdi hiç üretmeyenler Ya da az üretenler bu masadaki mal ve hizmetlere ihtiyaçları oranında ortak olmak istiyor.Ayni ekonomi olsa problem yok her kes ürettiğini pazara götürüp,ihtiyaç duyduğu ile değiştirecek,ama ortada bu takasa aracılık eden kaydi ve nakti para var.Devlet de masanın başında nizamı temin ediyor.Bazıları hiç üretmeseler de, çok erken emekli olsalar da devlet Sosyal Devlet olarak bunların asgari ihtiyaçlarını ,eğitim sağlık,ulaşım,güvenlik vb hizmetlerini karşılamak durumunda,bunun için masaya fazla mal ve hizmet koyanların mallarından bir kısmını kesip bu hizmetleri yapmak ve güç durumda olanlara vermek durumunda.Bunun için üretenlerden fazla kesinti yapsa ,bunlar bu kadar vergi olur mu diye ayağa kalkıyor,vermese o çalışmayanlar Ya da az üretenler ,yada emekliler devlet nerede diyor.Bu durumda devlet ne yapacak ya denk bütçe uygulayacak,büyük bir kısım mutsuz olacak ,yada gelirlerini artıracak,yani vergileri artıracak bu defa üretimde bulunan bir kısım mutlu olmayacak.O zaman devletin elinde iki yol kalıyor,para basmak Ya da borç almak para bassa enflasyon olup bir anlamda toplum için vergi olacak,o zaman devlet içeriden Ya da dışarıdan borç alıyor.O zaman da borç bu kadar artar mı diyoruz.

Dışarıdan ülkeye döviz girip( direk yatırım Ya da portföy olarak tahvil Ya da borsada hisse senedi ,mevduat olarak )Türk lirasına çevrilince Türk lirası değer kazanıyor bu durumda Dışarıdan ithal mallarının fiyatı içeriye göre ucuzlayınca içerideki ihracata dayalı üretici Ya da iç piyasaya mal üreten firmalar içeride üretilen Ya da üretilme imkanı olan malları dışarıdan ithal ediyorlar,tüketicilerde dış malları psikolojik saikler ile ve gösteriş tüketimi nedeni ile tercih ediyorlar,o zamanda Döviz ödemeli gelirlerimiz ile döviz ödemeli giderlerimizin hesabının tutulduğu Ödemeler Bilançosunun Mal Dengesi içinde İhracatımız artmasına rağmen katma değerimiz az olduğundan ve tüketim harcamalarımız çok olduğundan,İthalatımız İhracatımızı aştığından Dış Ticaret Dengesi (Mal Dengesi ) açık veriyor,bunu Cari Dengenin Görünmeyen Kalemler Ya da Hizmet Dengesi diye adlandırdığımız Turizm,Bankacılık,Sigorta ,Taşıma,Proje ,dış fazi gelirlerimiz vs gibi hizmetlerin gelirleri ile giderleri arasındaki fark ve Yurt Dışı işçi gelirlerimiz bu Mal Dengesi açığını kapatamadığından Cari Denge açık veriyor,yani burada bir döviz açığı hasıl oluyor,bunu da yine dışarıdan döviz cinsinden ülkeleye giren sermaye hareketleri ile karşılıyoruz.(Yabancıların portföy yatırımları,bankalardaki mevduatlar,hisse senedi tahvil alımları ,kaynağı ve nereden geldiği belli olmayan döviz girişleri vb,başka bir deyişle dışarıdan içeriye döviz cinsinden para giriyor.Bu giren para Cari açığımız olsa da ,bu gün döviz sıkıntısına neden olmuyor(geçmişte böyle değildi dışarıdan İlaç alacak para bulamıyorduk).Örneğin Haziran ayında döviz girişleri,Cari açıktan (7.55 Milyar usd)fazla olmuştur.Temmuz ayı Cari Açık beklentisi 5 milyar Usd civarındadır.Ancak normal de açık GSYIH nın %5 gibi olması gerekirken %9-10 lara çıkıyor.*

*JP Morgan bunu 2011 için %8.7 2012 için %6.5 olarak hesaplıyor.Şu an için cari açık fazla olmasına rağmen geçmiş yıllardaki gibi problem yaratmıyor.Fakat sürdürülebilir değil halledilmesi gerekmekte.dir.Bu yılın ilk 6 ayında Cari açık 45 Milyar usd olmuştur,Hükumetimiz geçtiğimiz haftalarda tedbir almış ve TL'nin değer kaybetmesine göz yummuştur.,USD ve EURO TL karşısında değer kazanmıştır.TL nin değer kazanması ve büyümenin yavaşlayacağı beklentisi ile ithalat azalacağından ikinci 6 ayda bu açığın 20-25 Milyar USD olması hesaplanmaktadır(Merkez Bankasını beklentisi 27 MilyarUSD dir..Yani 80 Milyar USD nın altında olacaktır.Usd değer kazanıp döviz cinsinden GSYIH düşünce cari açığın yüzde olarak oranı da artabilir

Bu yılın ilk 6 ayında bütçe açığımız olmadığı gibi aksine fazlalık vermiştir. bu yılın ilk 6 ayında bir önceki döneme göre Bütçemiz fazla vermiştir,(2010 ilk 6 ayı 5.4 Milyar TL açık,bu yılın ilk 6 ayı 3.1 Milyar TL fazla vermiştir).*

*Bunun nedeni Mali Aftan gelen 8 Milyar TL,Büyüme artınca gelirlerin de artması,Bütçe Faiz harcamalarının azalması vb.(Gazi ERÇEL)

Kamu BORCU 85 Milyar USD (Prf Deniz Gökçe,ancak bazı kaynaklarda Nisan 2011 tarihli haberlerde 91.4 Milyar USD),Bunun GSYIH ya oranı Net Kamu Borç stoku olarak %28.7 bürüt 41.6,*

AB Tanımlı Genel Yönetim Borç Stokunun GSYIH ya oranı 2010 için %41.6,Genel Yönetim Borç Stoku %42,Genel Yönetim Bütçe dengesi 2010 da -3.3 fakat 2011 ilk 6 ayı fazla veriyor.,2010 GSYIH 736 Milyar USD ,büyüme % 8.9 ,bu yıl 800 Milyar usd hesaplanmasına rağmen usd deki artış ile ayarlama yapılınca yine 720-730 Milyar usd gibi olacak.**Bu yıl ilk çeyrekte rekor kırarak %11 büyüme gerçekleşmiştir. Singapur dan sonra dünyada ikinci büyük büyüme oranıdır.Ancak Singapur da şu an ciddi bir düşme bulunmaktadır.Sanayi Üretimi Endeksi ilk çeyrekte 2011 e göre %14 daha fazla olarak gerçekleşmiştir.. Mali disiplin yerindedir ,Devlet Özelleşme ile iktisadi hayattan çıkmaktadır,böylece özelleşme ile hem gelir elde etmekte hemde daha karlı ve rasyonel çalışacak özel sektör kuruluşlarına devredilerek rasyonel çalışma imkanına kavuşmaktadır.

*Maastrıch Kriteri %60 bizimki altında yani iyi

**JP MORGAN 2011 için büyümeyi %5.6, olarak tahmin ederken 2012 için %4.3,%3.3 e düşürmüştür.IMF ise 2010 için %8.9,2011 için %8.7 2012 için %2.5 olarak vermiştir.Merkez bankası tahminleri bu yıl için %7 dir.IMF ın 2012 tahmini ise çok düşüktür.Genç nüfustaki işsizlik oranı %17.9 dur.Türkiye'nin döviz rezervleri 100 Milyardır.

Bütün bu veriler ,dünyanın içinde bulunduğu durum ile mukayese edildiğinde çok iyidir.Türkiye için kriz yoktur.Türkiye için kriz lafını edebilmek için Kamu Borç Stokunun GSYIH ya oranının %60 ın üstünde olması,büyümenin %3 ün altında olması,hatta eksi olması,(bunun iki yıl üst üste olması 0 ve altında olması resesyon demektir).Rezervlerin çok düşük olması ve dış borcu karşılamaması Türkiye de rezervler 100 Milyar usd,İşsizliğin artması(azalıyor)Fiyatların artması (azalıyor)IMF fiyat artışını 2010 için %8.6,2011 için ise %5.5(şu an %6 lar da)2012 için 6.4 olarak hesaplıyor.Çıktı açığı hem iç üretim hemde ihracat için hala mevcut,bu enflasyonist baskı yok demektir.Bu nedenle MERKEZ BANKASI faiz baz puanını indirmiştir,Enflasyonist baskı beklenmemektedir.Türk Lirasının değer kaybetmesinin fiyatların artmasına bir etkisi beklensede(Maliyet Enflasyonu olarak TL nin %10 değer kaybetmesinin %4 lük fiyat artışına neden olması gibi,ancak Maliyet Enflasyonu olması için Talep Enflasyonun olması gerekmekte olup ,Türkiye de Enflasyon %6 civarında olup Gelişme Yolundaki Ülkeler için OECD Kriterinin sadece 1 puan üstündedir.Ayrıca OUTPUT GAP hala devam etmektedir.Dolayısı ile burada da bir risk görülmemektedir.

Kriz için genç nüfus da ki işsizlik oranının %50 ve üstü olması gerekirken %17.9 dur.Yani tüm Makro Ekonomik veriler olumludur.Hele hele ABD'nin borcunun 14.3 Trilyon USD,AB nın toplam borcunun 8.3 Trilyon USD olduğunu ve bu ülkelerin kamu borç stokunun GSYIH ya oranının %100 ve üstünde olduğunu ,ABD'nin Bütçe Açığının 1.4 Trilyon usd olduğunu nazarı dikkate alırsak Türkiye çok iyi durumdadır. Tek problem Cari açık olup buda ikinci 6 ay 20-25 Milyar usd ye düşecektir.Sonuç olarak biz yukarıdaki sorulara olumsuz cevaplar versek ve Ağustos böceklerimiz olsa da , Karıncalarımız da oldukça fazla olup üretmektedir.

Peki problem nerededir?ara malları üretmiyoruz,ürettiklerimiz dışarıya göre pahalı olduğundan dış mal kullanıyoruz,büyümeyi borç ile finanse ediyoruz.Tasarruf yaratamıyoruz,yatırım malları bakımından ve yedek parça olarak dışarıya bağımlıyız.Yerli malı kullanma alışkanlığımız kalmamıştır,bir yabancı hayranlığımız var bu konudaki halkı eğitme politikaları Globalizm ile terk edilmiştir.Ürettiğimizden daha fazlasını tüketme alışkanlığımız bulunmaktadır.Bu genlerimizden gelmektedir. Prf Sabri ÜLGENER in bir risalesin de ; Türkiye gibi büyük İmparatorluk lar kurmuş ülkelerin genlerinde o İmparatorlukların tüketim alışkanlıklarının devam ettiğini ve çok zengin bir yaşam biçimini sürdürdüklerini iddia etmektedir .Bu nedenle bizde gösteriş tüketimi çok fazladır.Buna Global dünyanın tüketimi kamçılama politikalarını da katarsak lüks içinde yaşama ve gelirimizden daha fazla tüketme ve ürettiğimizden daha fazlasını talep etme alışkanlığımız ortaya çıkmaktadır.Diğer bir karakterimiz ise üretmeden tüketmektir.Yani felsefe çalışmama üzerine kuruludur.Biz işe başladığımız zaman emekli olmayı düşünürüz.Amaç bir an önce emekli olmaktır,emekli olunca da yaşam koşullarının kötülüğünden bahsederiz,ama bunun asıl nedeninin bizim erken yaşta emekliliğimiz olduğunu düşünmeyiz.Ayrıca hepimiz devletten bir şey bekleriz.

Oysa devlet ,yukarıda söylediğimiz Devlet Ya da Ülke masasına üretip bir şey koyarsak bize oradan bir şey verebilir.Biz üretmeyiz,ama isteriz,devlet bunu borçlanıp bize verince de ya devletin borcu bu kadar olur mu deriz.Bir önceki Hükumetin tepkiler alsa da gerçekleştirdiği Sosyal Güvenlik reformuna rağmen Sosyal Güvenlik Kurumu açığı yıllık 35 Milyar usd dir.Diğer bir problem akaryakıt açığımızdır.Biz çok zengin tabi kaynakları olan ülke değiliz, bunun bize getirdiği yük ise 50 Milyar USD dir.Buradan da görülüyor ki biz diğer ülkelere göre çok iyiyiz, tam anlamı ile Karınca değiliz,ama Ağustos böceği de değiliz.Yapmamız gereken şey,ürettiğimizden daha fazlasını tüketmemektir,bu iktisadi politikalardan çok sosyal ve kültürel politikalar ile sağlanacaktır.Yerli malı tüketim alışkanlığımızı yeniden kazanmamız gerekmektedir.Bu yasaklar ile olmayacaktır,Bunun için sosyal ve kültüre politikaların uygulanması gerekmektedir.Üretim de ise iktisadi politikalar ile desteklenerek,ara mal tüketiminin yerli mal ağırlıklı olmasına çalışmamız gerekmektedir.Dış kaynaklı enerjiye bağımlılığımız azaltılmalıdır,ihracata yönelik üretimimiz artmalı ve ihracat pazarlarımız çeşitlenmelidir.Ihracatımız sadece AB ağırlıklı olmamalıdır,Teknoloji üretmemiz ve bunun içinde bu alana kaynak ayırmamız ve Eğitim Politikamızı revize etmemiz gerekmektedir.Hukümetimizin de son aldığı kararlar bu yöndedir.İYİ DURUMDA OLMAMIZA RAĞMEN ,TABİ ÖZELLİKLE AB DE Kİ KRİZ BİZİ ETKİLEYECEK VE BÜYÜMEMİZİ YAVAŞLATACAKTIR,AMA YUKARIDA SÖZÜ EDİLEN ALACAĞIMIZ TEDBİRLER İLE BUNU AŞABİLECEĞİMİZ DE AŞIKARDIR.CARİ AÇIĞI FONLAYABİLDİĞİMİZ SÜRECE DE BÜYÜMEMİZ ETKİLENMEYECEKTİR.Çünkü Cari Açığı azaltmanın yolu büyümeyi düşürmek ve tasarrufları artırmaktır.Bu yüzden zaten IMF den borç alınmamıştır.

Bizde durum bu merkezde iken peki dünya neden bu duruma geldi;AB yeterli düzeyde üretememektedir,2008 krizinden sonra kaynaklarını finans sektörünü kurtarmaya harcayıp batması gereken firmaların batmasına izin vermemiştir.Bu ABD de böyle olmuştur,piyasaya sunulan likidite ile talebin canlandırılması istenmiştir.Üretim maliyetinin yüksekliği nedeni ile Doğu Asya ülkeleri ile rekabet edememiş ve sermaye bu ülkelere kaymış ve onların büyümesine katkı sağlamıştır.İşin daha ilginç yönü ARGE kuruluşları da Doğu ya kaymış ve Doğu taklit ekonomisinden kurtulup Teknoloji üretmeye başlamıştır.Sosyal Güvenlik harcamaları büyük yük oluşturmuştur.Çalışmadan devletten para almak bu ülkeler de de alışkanlık haline gelmiştir(Özellkle Yunanistan da,işsiz ve Emekli nüfus çok fazladır).Ölüm yaşı yükselmiştir.Büyüme oranları çok düşük olmuşturBütçe açıkları ve kamu harcamaları artmıştır.

Kamu borcu çok yükselmiştir.Ancak büyümede de haksızlık yapmayalım biz 730 Milyar usd yi %8 büyütürken,onlar ,örneğin ABD 14.8 Trilyon usd yi %1.9 büyütmektedir.Kamu harcamaları için de de dünyaya nizam verme politikası gereği savunma harcamaları büyük yer tutmaktadır.(Sınırlarını savunmamakta ve kendi sınırları dışında dünya genelinde bir savunma uygulamaktadır.Tabi siyasi gibi görünen bu eylemin gerisinde iktisadi politikalar yatmakta olup,kendi iktisadi çıkarlarını savunmaktadır.)Ama asıl sorun AB de Koalisyonların varlığı(Almanya ve İngiltere de) ve bu nedenle de zamanında karar alamamaları ve Almanya'nın ,Fransa'nın bu yükü taşımak istememeleri olmuştur.Diğer bir husus ise dikkat edin Kriz İrlanda yı bir kenara koyarsak AB nin Güney ülkelerinden kaynaklanmaktadır.Dünya da ,Hatta bir ülke içinde tabi kaynaklar ve buna bağlı olarak sanayi Kuzey de tarım ise Güney dedir.Bu nedenle Kuzey zengin Güney fakirdir.Kuzey çalışırken,Güney çalışmak istemez.Şimdi AB nin Küzey ülkeleri Güney'in yükünü taşımaktadır.Yunanistan ve İtalya ya en fazla borç veren ülke Fransa dır.Fransa'nın İtalya ya verdiği borç 700 Milyar usd dir.Bunlarda Fransız bankaların elindedir.Bu nedenle İtalya ve Yunanistan krizi Fransa ve Almanya yı etkilemektedir.Aslında Kuzey de ciddi bir problem yoktur.Sonuçta İspanya ve İtalya yı bir kenara koyarsak Irlanda,Portekiz ,Yunanistan krizi AB için önemli bir sorun değildir.Yunanistan krizi bu ülkelerin seri karar alamamalarından kaynaklanmıştır.

ABD de ise bu son krize yol açan husus, Cumhuriyetçiler ile Demokratlar arasında bütçe giderlerini düşürmek ve vergileri artırmak sureti ile bütçe gelirlerini artırmak hususundaki politika farklılığından kaynaklanmıştır.

Burada ise sorun Kongre Üyelerinin bu iki parti arasında bölünmesinden ve karar alma mekanizmasının iyi çalışmamasından kaynaklanmıştır.Daha önceki yazılarım da da belirttiğim üzere karar alma mekanizmaları iyi işleseydi ve karar alma süreci kısa olsaydı yapısal problemler rağmen bu AĞUSTOS krizi ortaya çıkmazdı.

Olay iktisadi olduğu kadar siyası olup Obama'yı zayıflatma politikasıdır.Zaten bir ülkede Stagflatıon yanı durgunluk içinde fiyat artışları olup ekonomi likidite tuzağına yakalanınca mutlaka siyasi değişiklikler olmaktadır,geçmişte ülkemizde de böyle olmuştur.

Bu krizden kurtulmak için hem AB de hemde ABD de bütçe açıklarının kapatılması için tasarruf tedbirlerinin alınması ve yatırım harcamalarının artırılması ve kaynakların KOBİ lere tahsisi gerekmektedir..Bu yol ise talep deki genişlemeye göre meyvelerini daha uzun sürede verecek olan bir husustur.Butçe açıklarının kapatılması ise halk için kısa vadede mutluluk yaratacak olan bir eylem değildir.Ama dünya bu acı reçeteyi tadacaktır.Üretmeden tüketme devri sona ermektedir.Bu son kriz finans sektörüne güvensizliği ortaya koymuştur.Güven duyulmayan rezerv paralardan kaçış,naktiden ayniye geçişi hızlandırmış ve altın önemli bir rezerv unsuru olmuştur.Bankaların ellerindeki portföylerin bedeli düşünce bu bankalara para yatıran mudiler ,paralarını geri alabilirler mi endişesine kapıldıklarından,daha emin olan altın ve gümüşe geçmişlerdir.Bilindiği üzere tarih olarak Ayni Ekonomiden Nakti Ekonomiye geçişte madeni paralar kullanılmış,bunlarda kıymetli madenler olmuştur.Daha sonra kağıt paraya geçişte bu kağıt paraların arkasında yine altın gibi kiymetli madenler olmuş ve ülkelerin kiymetli maden reservlerine göre bu kağıt paralar basılmıştır.1930 lara kadar Sterlın ın arkasında Altının olması gibi.Ama daha sonra bu rezerv paraların arkasında Güçlü Devletler olmuştur.Şimdi bu güçlü devletlerin ekonomileri çökünce,bu paralardan ,rezerv olarak ,altın ve gümüş gibi yeniden kıymetli madenlere geçiş başlamıştır.Adeta Merkantilizm /Monarşik Sosyalizm hortlamıştır.

Önümüzdeki günler,ülkeler bakımından denk bütçe ile Ya da sınırlı bütçe açıkları ile yatırım harcamalarını artırarak,daha uzun zaman yayılan,ilk başlarda çok büyük olmayan , giderek artan ancak sağlıklı bir büyüme modeli ile borçlarını ödeyebilecekleri bir ekonomik politikanın uygulanması olacaktır.Bunun için ABD de olduğu gibi faizler düşük tutulacak,fakat fonlar ve kaynaklar yatırıma kanalize edilecektir.Buda bir durgunluk dönemi sonrası yavaş yavaş ve zaman alacak büyümenin olacağı bir golabal ekonomi demektir..Aslında 2008 e kadar dünya ekonomisi çok hızla büyümüş adeta kaynağından taşan bir nehir olmuştur.Suların tekrar geri çekilip denge sağlanması gerekirken,borca dayalı aşırı fonlama ile 2010 da reel olmayan bir rahatlama görülmüştür.Bu gün bunun sancıları yaşanmaktadır.Artık her kes için üretmeden tüketme devri kapanmıştır.

SONUÇ

1-Ben 2008 krizi sonrası ,dünya ekonomisin gereğinden fazla büyüdüğünü ve taşan nehrin kaynağına geri dönmesi gerektiğini Dünya Ekonomisindeki rahatlamanın 2009 sonu 2010 başında olacağını ancak bunun asla 2008 öncesi kadar olmayacağını söylemiştim.Oysa böyle olmadı 2010 da özellikle ilk 9 ayda bir çok alanda 2008 öncesi rakamlara dönüldü.Sektörümüzdeki bazı duayanler gördünüz mü tahminler tutmadı,Dünya krizi kısa sürede atlattı diye yazılar yazdılar.2010 ve 2011 de tüm Uluslararası Örğütler raporlarında bu günkü gibi ciddi bir krizden söz etmediler.Ben de 42 Sayfalık Kuru Yük Piyasası Raporumu bunlara göre hazırladımsonra yeni krize göre ufak tefek tadiller yaptım.

2-Ama AB deki bir borç tavanını yükseltme olayı ve Dünya ekonomisi için büyüklüğü itibari ile bir anlam taşımayan Yunanistan'ın basit borç krizi iyi yönetilemediğinden ve uzun süre aldığından Psikoljik saikler ile tüketiciler pozisyon almış,ve halının altına süpürülen sorunlar ortaya çıkmıştır. Bu bir anlamda yüze sürülen makyajın akması olayıdır.Çünkü talep yönü ile krizi aşmak kolaydır.Asıl önemli olan arz yönlü politikalardır.Şimdi dünya küçülerek büyüyecektir.Yani benim 2008 krizi sonrası söylediğime gelinecektir.Herkes ayağını yorganına göre uzatacaktır.

3-Türkiye için sorun yoktur.İktidar da halkın %50 desteğini alan tek parti hükumeti vardır.Kadrolar uyumlu ve tecrübelidir.Yani dinamik karar alma mekanizması mevcuttur.Makro Ekonomik parametreler son derece iyidir.Dış kriz tabi bizi etkileyecektir.Ama biz yönümüzü değişen iktisadi aks ile Batı yı ihmal etmeden Doğu ya Latin Amerika ya ,Afrika ya çevireceğiz.Çin in önümüzdeki yıllarda nihai tüketim malı ithali artacaktır.Çin de işçi ücretleri artacaktır. Kısaca ihracat alanlarımız çeşitlenecek,girdi malı üretimimiz artacaktır,yada böyle olmalıdır.Batı da yüksek öğrenim görmüş insan sayısı düşmektedir .Gençler okumamaktadır.Zaten genç nüfus çok fazla değildir.Önümüzdeki yıllarda biz batıya beyin ihraç edeceğiz.Bunun içinde kendi sanayimiz için Tematik eğitime geçip ihtiyaç duyulan elamanları yetiştirirken,bir yandan da eğitim reformu ile ,kaynakları iyi kullanıp,az ama öz iyi eğitimli gençleri yetiştirmemiz gerekmektedir.Üniversitelerimiz bilgi devşirmekten öteye bilgi ve teknoloji üretmelidir.Dünyanın her tarafına burslu Ya da devlet kaynakları ile öğrenci ve öğretim elamanı yollamamız gerekmektedir. Çin ,Hindistan ve Japonya böyle yaptı.Batının teknolojisini aldı,buna kendi yaratıcılığını katıp ,önce taklit ederek ama sonra teknoloji üreterek bu hale geldi.

Biz cep telefonu ,bilgisayar üretmeye başladığımız zaman,bunun için de yerli üretim payı %80 lere çıktığı zaman her yıl cep telefonu değiştirmeye hakkımız olacak.Buda bizim için zor bir şey olmasa gerek.Karıncalarımız artıp,Ağustos böceklerimiz azaldıkça biz bunu yaparız.Yeterki Devlet Politikasını buna göre dizayn etsin.


YASAL UYARI: Yayınlanan köşe yazısı \ haberin tüm hakları Aktüel Deniz Haber Ajansı'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı \ haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı \ haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.



  Yorumlar


Henüz kayıtlı yorum yoktur ....



 Köşe Yazıları
 
 Anı Köşesi
 
 Foto Galeri
 
 Video Galeri
 
x