Gemi Mühendisleri Odası 42. Genel Kurulu yaklaşıyor. Denizcilik sektörünü yakından ilgilendiren seçimler öncesi Gemi Mühendisleri Odası Yönetim Kuruluna aday olan Osman Kolay ile biraraya geldik. Aktüeldeniz Haber Ajansı'na konuşan Osman Kolay, hem denizcilik sektörünün içinde bulunduğu durumu değerlendirdi hem de seçim çalışmaları hakkında bilgi verdi.

1)Sektörü iyi tanıyan bir kişi olarak, içinde bulunulan küresel mali krizin Türk denizciliğine ve Gemi İnşa sektörüne etkileri ile ilgili görüşlerinizi alabilir miyiz?
Mevcut kötü piyasa şartları siparişleri durma noktasına getirmiştir. Bu durum, yoğun yeni yatırımların olduğu (özellikle) yeni tersanelerimizin çok kötü yakalanmasına sebeb olmuştur. Bunun ana sebebi mevcut dünya ticaret hacminin azalmasıyla mevcut dünya ticaret filosunun 10% fazlalık arz etmesidir. Sipariş kayıtlarında da önümüzdeki birkaç yıl içinde sefere girecek gemilerin dünya mevcut ilgili filolarına fazlalığı dikkat çekmekteidir. Bu durum dökmecilerde yaklaşık 60% ve tankerlerde yaklaşık 30% civarındadır. En kötü durum ise konteyner sektöründe olup bu sektörde iyileşmenin 3-4 yıl alacağı söylenmektedir. İptaller ihmal edilebilir mertebelerdedir. Ancak ötelemeler daha çok kabul görmektedir. Neden buralara gelindi? Son 15-20 yıl içinde dünaydaki limanların kapasitesini artırma yatırımları dünya ticaret hacminin artışına paralel olarak olmadı. Bu da özellikle ham madde yükleme limanlarında gemilerin bir aya varan beklemelerine sebebiyet verdiğinden kiracılar gemi bulmakta zorlandı ve buna paralel olarak günlük kira ücretleri devamlı arttı. Günlük kira ücretlerinin aşırı artışı armatörlerinde tersanelere çok yoğun siparişler vermesine sebeb oldu. Bunun sonucu uzakdoğu tersaneleri ve buralara sipariş veren armatörler aşırı kabarık sipariş defterleriyle yakalandılar. Düzenli hatları olan gemi işletmecileri işletme giderlerini azaltmak için kiraları altındaki gemileri kiradan çıkarmak, çıkaramadıklarının veya kendi sahipliklerindeki gemilerin hızını azaltmak da dahil birçok önlemler almaya çaba gösterdiler. Her çeşit gemisi olan ve dünyanın en büyük armatörlük ve gemi işletmecilik firmasının başkanı çalışanlarına 2010 yeni yıl mesajında oldukça olumsuz diğer olumsuz piyasa olumsuzlukları yanında konteyner gemileri piyasasanın en kötü olduğunu belirtmektedir. için iyileşmenin Şuan gemi inşa sanayi bütün sektörlerinde içinde olduğu gibi mali sorunlarla boğuşuyor. Tersanelerimizde gemi yapan yada yaptıran yatırımcılarımızın borç erteleme gibi finansal desteğe ihtiyaçları vardır.

2) Türk gemi inşa sanayinin ve gemi inşa mühendislerinin belirli sorunları var. Bu sorunlar zaman zaman gündeme geliyor. Sizin bu sorunlar için sunduğunuz çözüm önerileri nelerdir?
Burada sorunları iki gruba ayırabiliriz. Bunlardan ilki tersanelerimizin hiç istenmeyen (özellikle ölümlü) kazalarla anılması, ikinicisi de mevcut piyasa şartlarının sebeb olduğu yeni inşa siparişlerinin durmasıdır. Kazalar sonucunda, çoğu ailelerinin direği olduğundan geride yetimler bırakan, esas değerimiz olan insanlarımızı kaybediyoruz. Sonrasında tersanelerimiz bunun bedelini kapatmalarla ve medyada fazlaca yer bulmasından dolayı itibar kayıplarıyla ağır bedeller ödemektedir. Kapatmalar ve itibar kaybı tersanelerimize, gemi teslimlerinin gecikmesinden kaynaklanan cezai yükümlülüklerden kaynaklanan, büyük ticari kayıplara mal olmaktadır. Tersanelere sipariş gelmemesinin direk yansıması tersane çalışanlarının işsiz kalmasıdır. Mühendislik disiplinleri içinde doğal olarak tersanelerde en fazla gemi inşa mühendisleri istihdam edilmektedir. Yani işsiz gemi inşa mühendisleri gün be gün artmaktadır. Bu durumun aşılması her ne kadar güç görünse de kapasitemizin elverdiği ölçüde bu durumun düzelmesi için sektörün diğer birimleri ortak çalışma niyetindeyiz. Diğer birimlerden kastım özellikle IMEAK DTO, GISBIR, GESAD, GMIMO ve benzeridir. 1993 yılı başında yürürlüğe giren ABD’nin OPA90 ve akabinde IMO’nun getirdiği çift cidarlı tanker mecburiyetleri 1990-ların ikinci yarısından sonra birçok ülkede olduğu gibi bizde de yeni inşa işlerinin patlamasına sebeb olmuştu. Hatta kiracıların istenen efsafta gemileri biran önce kiralama tercihlerinden dolayı kuru yük gemileri bile tankere çevriliyordu. Bu yoğun talep birçok tersanemizi hem organizasyonel ve hem de yatırımsal olarak hazırlıksız yakalamıştı. Bunun sonucunda üretim verimliliğimiz düşük kalmıştı. 5000-6000dwt-luk bir tankerin inşaatı tersanesine bağlı olarak 12 ile 24 ay arasında değişmekteydi. Şimdi özellikle organizasyonel yatırımları yapma zamanıdır. Tersanelerimizin ana müşteri grubu Avrupalı’dır. Avrupalı artık bizim iyi kaliteli gemi yaptığımızı biliyor. Artık Çin tersanelerinin büyük çoğunluğunun yaptığı gemilerin inşaatını bırakıp Avrupalı müşteriler için katma değeri yüksek gemileri yapmaya başlamalıyız. Bütün tersanelerin yeni inşa yapmak gibi bir zorunluluğu da yoktur. Eskiden çoğu tamir işi yapıyordu. Geçtiğimiz 10-15 yıl içinde eskiden tamir için gelen gemilerin sahipleri bizim tersanelerin yeni inşalarla dolu olmasından dolayı başka ülkelere gidiyorlardı. Şimdi onları tekrar geri getirmek gerekiyor. Bunun için Lüban, Mısır, Suriye gibi tersanelerimiz açısından kayda değer deniz ticaret filoları olan ülkelerin deniz ticaret odalarına veya eş birimlerine ziyaretler yapılabilir. Geçmişte teknik bilgiler vermek için Lübnan’ın ilgili örgütününü tanıdığım bir üyesi tarafından sözlü olarak davet edilmiştim. Bu tür ziyaretler tersanelerimize iş getirir. Yurtdışı ihaleleri kapasitemiz ölçüsünde takip ederek, GİSBİR ve GESAD’ı bu ihalelerden haberdar etmek de planlarımız arasındadır. Bu tür bilgileri yazılı ve görsel medyayı takibin yanında yurtdışındaki üyelerimiz vasıtasıyla da almayı planlıyoruz. Ayrıca, 20 Mart 2010 günü odamız genel kurulundan işsiz üyelerimiz ile ilgili olarak odamızda bir databank oluşturmak için yetki isteyeceğiz. Sektöre bununla ilgili bilgi vereceğiz. Böylelikle üyemizi tersane yönetimiyle buluşturacağız. Üyelerimizi yurtdışı iş pozisyonları hakkında da bilgilendireceğiz. Sektörümüzün iş bulması, üyemizin iş bulması demektir. Ancak ve ancak hep beraber daha iyi yerlere gelebiliriz. Sanayimizi oluşturan şirket ve organizasyonların profesyonel pazarlama departmanlarına ek olarak, bizler de her platform ve ortamda tersanelerimizin ve yan sanayimizin pazarlamacıları gibi çalışmak durumundayız. Odamız üyeleri olan biz gemi inşa mühendisleri ve sektör diğer bileşenlerinin bütün çalışanları ve işverenleri hepsi heybenin aynı kefesindeyiz. Üyelerimizden yurtiçindeki tersaneler dışında (eksperlik, danışmanlık, yurtdışında yeni inşaları takip etme, armatörlük firmalarında istihdam gibi) sahalarda çalışanların sayısı oldukça azdır. Bilgili ve tecrübeli üyelerimizden gerekli eğitimleri aldırarak üyelerimizi bu sahalara da yönelerdirerek iş sorunlarına bir ölçüde çözüm bulacağımıza inanıyorum.

3) Gemi Mühendisleri Odası denizcilik sektörü için çok önemli bir oluşum. Ve siz ve içinde bulunduğunuz ekip 42. Genel Kurul’da Yönetim Kuruluna aday olacaksınız. İlk olarak yaklaşan genel kurulla ilgili ne söylemek istersiniz?
İnşallah hayırlı olur. Seçimden sonra, seçilemeyen arkadaşlarımızın Oda’nın ileriye yol almasında katkı vermesini diliyorum.

4)Listenizi oluştururken hangi kriterlere dikkat ettiniz? Ekibinizden bize bahsedebilir misiniz?
Listemizi, mevcut sorunları tesbit ve tetkik edebilecek ve sonrasında uygulanabilir çözüm önerileri yapabilecek, ve en geniş manada sektörümüzün (ki burada geminin ön dizayn aşamasından hurdaya gidip söküm işi bitene kadar olan sürecin tamamını kapsayan bir sektörden kastediyorum) daha iyi yerlere gelmesi için çalışacak kedni çalışma alanlarında mesleğinde bilgisi, tecrübesi, ve kişiliğiyle saygın yer edinmiş, odaya zaman ayırma özverisinde bulunacak üyelerimizden oluşturmaya özen gösterdik. Bu özeni onların sektörün farklı alanlarında olmaları seçiminde de yaptık. Ayrıca enerjileriyle bize ivme kazandıracak iyi kişikli genç üyelerimizden de aramıza aldık. Yönetim kurulu asil listemiz eğitim sektöründen birisi İTÜ, diğeri YTÜ’den olmak üzere 2, tersanelerden 2, gemi yan sanayiinden 2 ve benden oluşmaktadır. Yönetim listemizde 25 yaşından 46 yaşına kadar oda üyemiz mevcuttur. Sadece yönetim kurulu adaylarında değil, odanın diğer organlarında görev yapacak üyelerde de GMO üzerinden sektöre faydalı olacak ve GMO’nun sektörde iyi tanınmasına katkı yapabilecek adaylar üzerinde durduk.

5) Sizi aday olmaya iten en önemli sebep ne oldu? Mesela siz Yönetim Kurulu'nda göreve geldiğiniz takdirde GMO’da değişim ya da yeniliklerden nereden nasıl başlayacak?
Hedefi, odamızın itibarının artırılması ve daha iyi tanınması ve bunu da odamızın çeşitli organlarında hizmet vererek yapmak arzusunda olan, mesleki bilgi birikime sahip, siyaset yapmayan, sektörde ismen tanınan ve güven duyulan ve şahsen de tanıdığım üyelerimizin talebiyle aday olmaya karar verdim. Oda için aynı hedefleri güden bir üye olarak bu talebi geri çevirmem olmazdı. Sektörümüzdeki üyelerimizin önemli bir kısmının odaya hala mesafeli durduğunu ve hatta üye olmayan birçok meslekdaşımız olduğunu gözlemliyorum. Üye sayımız 2700-e yakındır. Ama üye olmayan sayısı da birkaç yüzlerle ifade edilecek kadar çoktur. Odaya ilgisi olan üye sayısı ise üye olmayanların sayısından da azdır. Bunun değişmesi lazım. Üye olmayan meslekdaşlarımızın öncelikle üye olması ve sonrasında da, odaya mesafeli olan yada soğukluktan dolayı odayla irtibatları olmayan üyelerimizle beraber odayı sahiplenmeleri için ekip olarak çalışacağız. GMO'nun üyesinin göğsünü kabartacak gündem maddeleriyle medyada yer almasını sağlamaya çalışacağız. Böylece Oda’ya ilgi duymayan üyelerimizin de ilgisini çekebileceğimize inanıyoruz.

7) Sandık başına giden bir üyenin size oy vermesini sağlayacak en önemli adımınız nedir? Üyeler size neden oy versin?
Ben şahsen bir önceki seçimde mevcut yönetimle yarışan arkadaşları desteklemiştim. Ancak bu içinde bulunduğumuz 41. dönemde Oda işlerinde mevcut yönetime elimden geldiğince yardımcı olmaya çalıştım. Fikir babası olduğum ve meslekdaşlarımızın mesleki eğitimi için çok önemli olan “IMO enstrümanları” ile ilgili eğitim sürecinde bila-ücret çalışan ana eğitmenlerden biriyim. Bu şu söylemimin teminatıdır; “seçimde kaybetsem bile gelecek yönetime elimden geldiğince yardımcı olacağım”. Bu söylem içinde bulunduğum ekip içinde de geçerlidir. Bunun üyelerce Oda’ya ve dolayısıyla sektöre ve üyelere salt hizmet etmek olarak anlaşılacağı, ve ayrıca bir ekip işi olduğunun da takdir edileceği inancındayım. Dolayısıyla oy verecek üyelerden bir bütün olarak ekibimize oy vermelerini talep ediyorum. Bunun bir ekip işi olduğunu takdir edeceklerine inanıyorum. Burada birşeyi daha hatırlatmak isterim. Şayet Oda üyelerimiz ekibimizi seçerse, seçim sonası da onlardan talebimiz olacak. Oda’ya gelip çalışmalara katılmalıdırlar. Oda’nın işleri 10-15 kişiyle yürütülemez. Sektörümüzün yoğun çalıştığı yıllardaki gibi Oda’mızın iyi geliri de olmadığından yapılması gereken işleri profesyonellere de veremeyiz. İşleri tabanda paylaşmak zorundayız.

8) Bizim aracılığımızla Genel Kurulda oy kullanacak üyelere ve rakiplerinize ne söylemek istersiniz?
Bizim rakiplerimiz yoktur. Talip olduğumuz hizmetlere talip olan ve yarış içinde olacağımız Oda üyesi meslekdaşlarımız vardır. Önemli olan seçimden sonra Oda için birlikte çalışmaktır. Biz ekip olarak bunun sözünü veriyoruz. Amacımız üyelerin ve sektörün sorunlarına çözüm aramaktır; daha iyiye gitmek için yollar bulmaktır.
Bunu nasıl yapacağız?
Çatışma diğer bir deyişle herşeye muhalefet olma tercihi terk edilmelidir;
Eleştiriler yapıcı ve çözüm önerileriyle birlikte olmalıdır;
Başarılmış işlerin takdir edilmesi işbaşındakileri daha iyiye sevk edeceği bilinci asla kaybetmemelidir;
Okulculuk gibi ayrımcılıktan kaçınılmalıdır;
Bizim işimiz mesleğimiz, sektörümüz olmalıdır; asla siyaset olmamalıdır. Aksini düşünenler gidip siyasi partilerden birine üye olup orada siyaset yapmalıdır. Oda çatısı altında siyasi kavgalar yapılmamalıdır. Böyle yaparsak birlik ve beraberliğimizi sağlar ve iyi işler yapacak enerjiyi buluruz. Aksi durumda hep beraber kaybederiz. Her üye 21 mart 2010 günü Oda merkezinde gelip en doğal hakkı olan oyunu kullansın.

Yasin Özdemir - Aktüeldeniz.com